Kader seni karşıma çıkardı ama sonra olmaz dedi ve benden aldı.
Ne yapacağım ben?
.
Sanki bir aynaya bakıyormuş gibi sana bakıyorum.
Görür görmez senin diğer yarım olduğunu biliyorum.
İlk aşk, sonuncusu olacağına da yemin ediyorum, geldi başıma.
Galiba aşk bir günah! Seni korumak için…
.
Sevdiğim için kaçıyorum.
Sevdiğim için senden nefret ediyorum.
Sevdiğim için seni tanımazdan geliyorum.
Ben işte böyle seviyorum.
.
Sevdiğim için sana arkamı dönüyorum.
Sevdiğim için seni bırakıyorum.
Kader seni karşıma çıkardı ama sonra olmaz dedi ve benden aldı.
Ne yapacağım ben?
.
İlk aşk, sonuncusu olacağına da yemin ediyorum, geldi başıma.
Galiba aşk bir günah! Seni korumak için…
Sevdiğim için senden kaçıyorum.
Sevdiğim için senden nefret ediyorum.
Sevdiğim için seni tanımazdan geliyorum.
Ben işte böyle seviyorum.
.
Sevdiğim için sana arkamı dönüyorum.
Sevdiğim için seni bırakıyorum.
Kader seni karşıma çıkardı ama sonra olmaz dedi ve benden aldı.
Ne yapacağım ben?
.
Ah lütfen
Kaderim, lütfen onu bana yaz; her şeyimi feda ederim.
Sensiz yaşamak ölüm gibi geliyor bana.
.
Kalbim o kadar sıkıntılı ki göz yaşı akmadan ağlıyorum.
Soğuk bir acı var…
Sanki keskin bir bıçak kalbimi delmiş gibi.
.
Sevmemem gereken birini sevme hatası canımı çok acıtıyor.
Kader bana aşkı verdi ve sonra tekrar elimden aldı.
Her şeyim… aşkım…
Seni sevemem…
Ama…
Seni seviyorum.
.
Notlar: Şarkının orijinal ismi Çince harfler içeriyormuş. Ama en basit şekliyle “Seni istiyorum” anlamına geliyormuş. Aynı zamanda kırılıyorum, kızıyorum, istiyorum, hasretini çekiyorum, nefret ediyorum anlamları da varmış.
Bir de keskin bıçak aynı zamanda acı söz olarak da düşünülebilirmiş.
.
.
Aşağıdaki linklerden farklı İngilizce çevirilere ulaşabilirsiniz.
Biri her şeyini kaybetti… diğeri de onunla birlikte kaybetmek istedi.
.
.
.
Kalbim kalbinle yer değiştirip düşüncelerini açığa çıkartsın.
Kalbimi kalbinle değiştirecek olsaydım, seni nasıl özlediğimi ancak o zaman anlardın.
.
Dünyaya insanların birlikte yaşamasının ya da birlikte ölmesinin sebebini sor.
Aşk nedir diye bütün dünyaya soruyorum.Ben cevap vereyim. Bizler, hiç tereddüt etmeden birbirimiz için yaşamaya ve ölmeye söz veriyorsak bunun adı aşktır.
.
.
.
The Princess’ Man 공주의 남자
Orijinal adı:공주의 남자 / Gongjooeui Namja
Yönetmen: Kim Jung Min
Senaryo: Jo Jung Joo (조정주)
Tür: Dönem, romantik, dram
Bölüm: 24
Konu: Dizi, Prens Soo Yang’ın kızı ile Kim Jong Seo’nun oğlu arasındaki trajik aşk hikayesini konu almaktadır. Kim Jong Seo’nun oğlu Kim Seung Yoo soylu, yakışıklı ve bilgili bir erkektir. Prens Soo Yang’ın kızı Prenses Se Ryung ise neşeli, hayat dolu, meraklı ve cesur bir karaktere sahiptir. Prenses Se Ryung ve Kim Seung Yoo, birbirine çabucak aşık olurlar ancak aileleri ezeli iki düşmandır. Aşkları “Romeo ve Juliet”in Chosun (Joseon) Hanedanlığı versiyonudur.
Karakterler:
Kim Seung-yoo (Park Shi Hoo)
Chosun (Joseon) Hanedanının otorite figürlerinden Kim Jong Seo’nun küçük oğlu. Kim Seung Yoo yakışıklı bir görünüş ve güçlü bir fiziğe sahip. Zamanının önde gelenlerinden olan ailesinin üstün ve soylu özelliklerini taşıyor.
.
Prenses Se-ryeong (Moon Chae-won)
General Suyang’ın asil ve zarif büyük kızı. Oldukça meraklı ve cesur bir karaktere sahip. Bir şeyi yapmak istiyorsa onu mutlaka yapar. Aynı zamanda çok hayat dolu ve çok neşelidir.
.
Prenses Kyung Hye (Hong Soo Hyun)
Chosun hükümdarlarından Munjong’un kızı ve İmparator Danjong’un ablası, cazibeli ve vakur bir kadındır. Kim Jong Seo’nun oğlu Kim Seung Yoo’ya aşık ancak sonunda eş olarak Jungjong’u seçiyor.
.
Jungjong (Lee Min-woo):
Kim Seung-yoo ve Shin Myun’un arkadaşı, anlayışlı ve kavgadan hoşlamayan biri. Chosun’un bir numaralı yakışıklısı olarak biliniyor.
.
Shin Myun (Song Jong Ho)
Chosun Hanedanının en zeki adamlarından Shin Sook Joo’nun ikinci oğlu, Kim Seung-yoo’nun çocukluk arkadaşı.
.
Kim Jong-seo (Lee Soon Jae)
Kim Seung-yoo’nun babası, Chosun’un “Büyük Kaplanı” ya da “İmparatorun Danışmanı” olarak da biliniyor ve en yüksek makama sahip.
.
Prens Suyang (Kim Young Chul)
Se-ryeong’un babası; General Suyang. Tam bir kurnazlık timsali. Ayrıca dengeleri çok iyi kullanıyor ve acımasız.
.
Oyuncular:
Park Shi Hoo
.
.
Moon Chae Won
.
.
Hong Soo Hyun
.
.
Lee Min Woo
..
.
Song Jong Ho
* * *
.
.
.
.
.
Bu yazımda yukarıda konusu ve oyuncularıyla ilgili topladığım bilgileri paylaştığım (dizinin gidişatı ile ilgili fazla ipucu veren kısımları çevirmedim) ve deliler gibi izlediğim drama Prensesin Aşkı’ndan bahsetmek istiyorum. İzlemeye başlarken (ne kadar okumamaya çalışsam da) gördüğüm yorumlara göre güzel bir dizi izlemeyi bekliyordum zaten. Çünkü dizi Romeo ve Juliet’in Kore versiyonu olarak pazarlanmıştı. Benim en sevdiğim Kore dizisi Özür Dilerim Ama Seni Seviyorum’dur. Onun kadar çok sevdiğim diğer bir dizi de Gizemli Bahçe… Bu iki diziyi oldukça kısa sürede bitirmiştim. Prensesin Aşkı’nı izlemeye başlarken bu dizi güzel galiba diye düşünsem de MISA ve SG kadar çok beğenmeyi hiç beklemiyordum açıkçası. Ama Prensesin Aşkı’nı da onlarda olduğu gibi merakla ve büyük zevkle çok kısa sürede bitirdim. Ama Romeo ve Juliet’ten çooook çooook farklı şeyler var dizide. Bir tek düşman ailelerin çocuklarının büyük aşkı ortak.
.
.
Prensesin Aşkı izlediğim ilk tarihi Kore draması. Tarihi Kore dramaları çok didaktikmişler gibi bir ön yargım vardır. Ancak Prensesin Aşkı kesinlikle öyle değil… Bir de dizide taht için öyle entrikalar çeviriyorlar ki insan şaşıp kalıyor. İzledikten sonra araştırdığımda (izlemeden dizilerle ilgili fazla bilgi sahibi olmayı pek tercih etmem) dizinin kendi tarihlerine dayalı olduğunu öğrendim. Karakterlerin hepsi tarihi figürler, sanırım aşk hikayesi hayal ürünü sadece. Bir de 18-20. bölümlerden itibaren biraz kendini tekrar mı ediyor acaba diye düşünmüştüm. Ve sonuyla ilgili de ( sonunu yazmıcam ama diziyi izlemediyseniz paragrafın sonunu okumayın lütfen) çok ortada kalmıştım; beğendim mi, beğenmedim mi… Daha trajik olsa daha iyi mi olurdu, daha mı epik olurdu falan filan… hani bir alışkanlık var ya kötüler en azından dizilerde de olsa cezasını bulur, onu mu bekliyordum bilemiyorum. Biraz ters köşe oldum…
.
.
.
.
Sonuç olarak çok beğendim diziyi. Hikayesini, karakterlerini, başrol oyuncularını, diğer oyuncuları, başrol oyuncularının arasındaki uyumu, mekanları, görüntüleri, sahneleri falan çok beğendim, çok sevdim. Bu yüzden her yer Prensesin Aşkı resimleri ile dolacak bloğumda. Çünkü çok güzel sahneler ve görüntüler var. Hepsine bayıldım.
.
.
.
.
.
.
.
.
Dizinin Korea-Fans sayfasında yazan Romeo ve Juliet’i görüp aşağıdaki tanıtımı izlediğim an diziyi izlemeye karar vermiştim. Çok güzel bir teaser hazırlamışlar. Dizinin openingi de buna yakın ama onda çok güzel İtalyanca bir müzik var.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Anladığım kadarıyla özellikle yabancı fanlar resimlerini kullanma konusunda oldukça takıntılılar. Ama diziyi hakkıyla anlatıp tanıtabilmek için görseller çok önemli. Keşke ben de böyle güzel şeyler yapabilsem ama maalesef yapamıyorum. Resimleri çok farklı yerlerden uzun bir sürede topladığım için sadece hatırladıklarımı yazabiliyorum.
Picture credits: jeeeeya.tistory, soompi, The Princess’ Man 공주의 남자 (facebook page), Korea-Fans (I’ve collected this picsin long time so, I hope I wouldn’t have forgotten some of them)
Yash Chopra yedi yıl aradan sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturuyor. Yönetmenin en son filmi 2004 yılında Shahrukh Khan, Preity Zinta ve Rani Mukherjee ile çektiği Veer Zaara idi.
Shahrukh Khan ve Yash Raj birlikte Rab Ne Bana Di Jodi, Dilwale Dulhania Le Jayenge, Dil to Pagal Hai, Mohabattein gibi rekorlar kıran filmlere imza atmışlardı. Bu film SRK ve Katrina Kaif’in beyaz perdedeki ilk beraberlikleri olacak. Filmde, ilk çıkışını Rab Ne Bana Di Jodi ile SRK karşısında yapan Anushka Sharma da yer alıyor. Filmin müziklerini Oscar ödüllü AR Rahman’ın yapacağı ve şarkı sözlerinin de Gulzar’a ait olacağı söyleniyor.
Dedikodulara göre; Sanjay Leela Bhansali, Shah Rukh Khan’ı tarihi filmi Bajirao Mastani’de oynaması için ikna etmeyi planlıyormuş. Bhansali Bajirao rolünü ilk olarak Salman Khan’a teklif etmeyi düşünüyormuş. Ancak şimdi aralarında sorunlar olduğu için SLB, Salman fikrinden vazgeçmiş. Yakın zamanlarda Shah Rukh Khan ile buluşup hikaye ile ilgili konuşmuş. Filmin bayan baş rolü için de gelen dedikodular Aishwaria Rai olduğu yönünde.
Güney Hindistan’ın her yerinde Güney Hindistan’lı aktörlerin, hayranları tarafından yapılmış, tapınak ve heykellerini görmüştük. Lucknow’daki bir Shahrukh Khan hayranının da aktörün mabedini yaptığı bildirildi.
Lucknow’daki bir Shahrukh Khan hayranı evini bir anıta çevirmiş. (Reuters haberi)
38 yaşındaki Hintli işadamı Vishal Singh, evinin her tarafını Shahrukh Khan’ın resimleri ile kaplamış ve balayını da bir anlık da olsa görebilme umuduyla aktörün Mumbai’deki evinin etrafında geçirmiş.
“Shah Rukh Khan’ı mutlu etmek için her şeyi yaparım” diyen Singh, homeopatik ilaç işiyle uğraşmaktadır. (Reuters ajansı)
.
.
.
.
Anaaam bu kadarı da çok yaaa. Ben kendimin abarttığını düşünüyordum SRK’ın haberlerini takip edip, sırf o oynadığı için kötü de olsa her filmini izlemeye çalışıyorum diye… Böyle bir şeyi benim aklım almadı vallahi. Kültür ve inanış farkı mı acaba. Baksanıza sadece bu adam da değilmiş, ve başka oyuncular için de bu tarz şeyler yapıyorlarmış habere göre.
Bir insanın, ister işle ister aşkla ilgili olsun, her zaman yaptığı şeyleri yapması engellenirse neler olabilir acaba diyen sürrealist bir film; öp beni, öldür beni…
Tesadüf eseri izleyip beğendiğim bir kore filmi. Oldum olası sınırdaki insanların aşklarının olduğu filmleri sevmişimdir zaten. Bu filmin başrol oyuncularının performanslarının da çok iyi olduğunu eklemeliyim. Kang Hye Jung izlediğim Koreli bayan oyuncuların en iyilerinden biriydi.
Bugün bitirdiğim Japon draması Mükemmel Sevgili, orijinal ismiyle Zettai Kareshi’den kısaca bahsetmek istiyorum. Biraz önce nette resim ararken çeşitli bloglarda diziyle ilgili çok güzel yazılar olduğunu gördüm. Ben de fazla uzatmadan bir iki kelam edicem. Çünkü yazmak istediğim daha birçok şey var…
Mükemmel Sevgili, bir Japon mangasından televizyona uyarlanmış . Konusuna gelince; aşırı iyi niyetli ve sevecen Izawa Riiko’nun erkeklerden yana hiç şansı yoktur. Bir gün, bir bilim adamı ile karşılaşır. Bilim adamı ona “Mükemmel bir sevgili ister misin” diye sorar. Her şeyi Riiko’nun istediği şekilde programlanacak bir robot sevgiliye sahip olabilecektir. Riiko pek ciddiye almasa da kabul eder. Ve çok geçmeden mükemmel sevgilisi Naito, paket halinde evine teslim edilir. Ama bu durum Riiko’nun hayatını daha da karmaşık hale sokar. Çünkü bir robotu sevmesinin ve erkek arkadaş olarak kabul etmesinin imkanı yoktur.
Peki ya bir yapay zeka, bir insanı ne kadar çok sevebilir?
.
.
.
Birkaç şey dışında diziyi oldukça güzel buldum aslında. Dizide sürekli bir aşk üçgeni olması beni biraz rahatsız etti. Çünkü Soshi karakteri de oldukça hoş bir karakter. Belki üçüncü kişi biraz daha silik olsa daha iyi olurdu. Bilmiyorum özellikle özel bölümde ona bile haksızlık oldu ya…
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Hayami Mokomichi
.
.
.
.
.
.
Asamoto Soshi rolündeki Mizushima Hiro, bu dizi sayesinde kapanış jeneriğini söyleyen bayan şarkıcıyla tanışıp evlenmiş.
Aşk ve Gurur… Periyod dramaları içerisinde en sevdiklerimden biri. Bu yazımda, kitabından ve çeşitli uyarlamalarından bahsetmek istiyorum çünkü Pride and Prejudice’ın, özellikle de Darcy karakterinin, suyunun suyu bile olsa mutlaka çok seviyorum. Kitapla başlayalım bakalım, önce sağdan soldan topladığım ansiklopedik bilgi:
.
Aşk ve Gurur ( Pride and Prejudice – Gurur ve Önyargı) İngiliz yazar Jane Austen’in ikinci romanıdır. Jane Austen, en çok okunan ve tanınan romanı olan Aşk ve Gurur’u 1796 ve 1797 yılları arasında kaleme almıştır . Roman ilk kez 1813 yılında yayınlanmış olup bu romanında yazar, yaşadığı dönemin toplumsal değer yargılarını, insan ilişkilerini kendine özgü mizahi bir üslupla anlatır.
.
.
Kitapta; ( herhangi bir eserin konusunu baştan sona anlatmayı pek sevmiyorum bu nedenle biraz kısa olacak) orta sınıftan bir aileye mensup Elizabeth Bennett ile soylu ve varlıklı Fitzwilliam Darcy arasında geçen gerilimli bir aşk hikâyesi konu edilmektedir. Çiftin aşkları, yaşadıkları 18. Yüzyıl İngiltere’sinin sosyal yapısının oluşturduğu fonda kimi zaman eğlenceli, kimi zaman trajik olaylarla birlikte anlatılır.
.
.
Şimdi konuyu biraz dağıtıcam ama bunu yazmadan geçemem… Bende iki tane Aşk ve Gurur kitabı var. Birini eski kitaplar satan bir yerden almıştım. Diğerini de Migros’tan. Bendeki kitap eski ya… yenisini bulunca alıyım demiştim. O zaman çevirisi nasıl… iyi mi… kötü mü… aklımın ucundan bile geçmezdi. Sonuçta kitabı çevirenler profesyonel ya…
Netten dizi, film vb takibi yapmaya başladıktan sonra altyazı sitelerini de öğrendim tabii ki, el mahkum. Paheli isimli bir film izliyorum ama altyazıda bir terslik olduğunu hissediyorum. Ben bu filmin İngilizce altyazısına da bir bakıyim dedim. Anaaam, film başka bir şey söylüyor Türkçe altyazı başka bir şey söylüyormuş meğer… O zamana kadar altyazıların kırmızı, yeşil vb şekilde derecelendirildiğine de hiç dikkat etmemişim. Böylece her isteyenin altyazı çevirip ekleyebildiğini öğrenmiş olmuştum. Diğer ülkelerin filmlerinin altyazıları iyi oluyor galiba ama Hint filmlerinin altyazılarında dikkatli olmak gerekiyor. Tabi eğer izlediğiniz şeyi doğru anlamak istiyorsanız… Gerçi Hint filmi sitelerini de takip ettiğim için biliyorum, Hint filmleri fazla çevirilmediği için çeviri için çok uğraşıyorlar. Bu konuyu şimdi burada kapatayım ama daha sonra altyazılarla ilgili de bir şeyler yazayım bari. Neyse buraya nereden gelmiştim… ha… kitaptan gelmiştim.
İkizler burcu olmak böyle bir şey maalesef. Mesela vikipediye bir kişiye bakıcam diye girilir, o kişinin sayfasına daha doğru dürüst bakmadan oradaki her bağlantı merak edilir. Ve o bağlantılara bakılır. Onlardan da başka sayfalara geçilir. Sonunda aradığın şeyden çoook çoook başka şeylere bakarken buluverirsin kendini. Bu şekilde beş dakikalık iş olur bir saat.
.
Yazının neredeyse yarısında bahsettiğim kitaplar bunlar bu arada.İlk kez biraz önce elime aldığımda çevirileri nasıl acaba diye aklımdan geçti… Artık kitap alırken hangi yayın evinin olduğuna da dikkat etmeliyim. İkincinin kapağındakiler bile İngilizden çok Fransız kadınlarına benziyor.
Şimdilik bu kadar. Aşk ve Gurur uyarlamalarından da sonraki yazımda bahsederim.
Büyük Umutlar Charles Dickens’ın romanından uyarlanmış bir mini dizi. Daha önce de defalarca uyarlaması yapılmış bu eserin. Romanda Pip adlı karakterin hayatı anlatılmaktadır ve oldukça ilginç karakterler vardır. An itibariyle henüz üç bölümü yayınlanmış. Online izlemek isteyenler aşağıdaki linkten izleyebilirler.
Lise yıllarımda, (normalde pek izlemediğimiz) bir kanalda, akşam üzeri saat 6 ya da 7 gibi, Antony Hopkins’li 1989 yapımı mini dizi versiyonunu izlemiştim Büyük Umutların. Charles Dickens’tan bu sayede haberdar olmuşumdur. O zaman Antony Hopkins’in kim olduğunu falan bilmiyordum tabi. Ama dizide onu görmüştüm ve bazı popüler filmlerden tanıdık gelmişti, böylece diziyi izlemeye başlamıştım. Bir de tv’deki diğer programlardan farklı olduğu için… Kız kardeşim ile birlikte Pip’in Bayan Havisham’ın evine gidip, yaşlı kadının elini kendi kalbinin üzerine koyup; “Bu ne biliyor musun? Kalbim… ve kırık… ” dediği, bir de Pip’in Bayan Havisham’a, Estella’nın kendisi için ne anlama geldiğini anlattığı sahneyi (yanılıyor da olabilirim ama kitapta bu sahne yoktu diye hatırlıyorum ) çoook beğenmiştik. 89 versiyonunu önceden aramış ama bulamamıştım malesef. BBC’nin yapımları genelde güzel oluyor. Umarım 2012 versiyonu da güzeldir.
.
.
.
.
* * *
.
Üniversitedeyken de 1998 yapımı modern versiyonunu izlemiştim. O da… farklıydı… ama güzeldi bence. Filmin soundtracki de harikadır.